Boşanma (divorce) hukuki kurallar çerçevesinde yapılmış bir
evliliğin, tarafların
karı-koca olarak hiçbir bağlarının kalmaksızın; fakat varsa
ortak çocukların hakları
saklı kalmak üzere yargıç kanalıyla sona erdirilmesine ve
tarafların başkaları ile
yeniden evlenmelerine olanak veren hukuki bir işlem olarak
tanımlanmaktadır.
Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri
Boşanmanın çocukları nasıl etkilediği konusunda genellemeler
yapmak olanaksızdır. Çünkü her boşanma olayı aslında kendine özgüdür. Fakat her
şeye rağmen, psikolog ve eğitimciler çocuğun boşanma anında ki yaşına bakılarak
boşanmanın onu nasıl etkileyeceği konusunda bazı genellemeler yapılabileceğini
ileri sürmektedirler. Boşanma süresinden, gerilimlerinden en fazla çocukların
zarar gördüğü çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. Boşanmada en büyük
bedeli çocuklar öder. Öfkenin ve düşmanca tutumların çokça yaşanması çocukta
sevilmediği duygusunu uyandırır. Çoğu zaman da boşanmadan çocuklar kendilerini
sorumlu tutarlar ve suçluluk duygusu geliştirirler.
Çocukların sorunları boşanma ile birlikte artmaktadır. Tam
aileye sahip çocuklara göre tek ebeveyne sahip çocuklarda uyum problemlerinin
daha fazla görüldüğü belirtilmektedir. Yapılan araştırmalar, tek ebeveyne sahip
çocuklarda ruhsal uyumsuzluk oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Bu
uyumsuzlukların en önemlileri, okul başarısızlığı, depresif ruh hali, kavgacı
olma (saldırganlık) gibi çeşitli davranış bozukluklarıdır. Parçalanmış
aile deneyimi, çocuğun toplumsallaşma sürecinde problemler yaratması sonucu
sosyal davranışlarında aksaklıklara neden olur.
Ailenin, boşanma veya terk gibi nedenlerle dağılması sonucu
çocuğun duygusal yönden zarar görmesi saldırganlığa neden olan faktörlerdendir.
Ebeveyni tarafından terk edildiğini düşünen ve artık sevilmediği duygusuna
kapılan çocuk, ebeveynine karşı olan tepkisini saldırgan davranışlarla ortaya
koyabilir.
Başa çıkma becerilerinin eksikliği, dış desteği kullanmadaki
yetersizlik ve boşanma durumunda kendini suçlama eğilimleri nedeniyle
boşanmanın etkisi çocuklar için oldukça örseleyici olabilir. 9-12
yaşları arasındaki 98 çocuk üzerinde yapılan çalışmada, boşanmış anne-babaların
çocuklarının, daha fazla kaygı, daha düşük zihinsel yetenek ve daha az sosyal
destek algıladıkları tespit edilmiştir.
Boşanma sırasında çocuğun yaşının, çocuğun psikolojik ve
sosyal uyum ve anne-baba ile ilişkilerine üzerine en anlamlı etki eden
faktörlerdir. Her çocuğun gelişim hızı aynı olmasa da, aynı yaş grubundaki
çocuklar benzer özellikler taşır. Ailenin dağılması, aynı yetişkinlerde olduğu
gibi, çocuklarda da bir çok değişik duygusal tepkiye yol açar. Çocuklar bu
duyguları ilerideki yaşamlarının çeşitli aşamalarında tekrar tekrar
yaşayabilirler. İçinde bulundukları yaşa göre bazı duygular öne çıkar,
diğerleri geri planda kalıp ileriki yaşlarda tekrar yoğunluk kazanır.
Küçük çocuklar
boşanmadan hemen sonra çok fazla problem yaşarlarken; büyük çocuklar (ergenlik
öncesi ve ergenlik dönemindekiler) daha ileride bu tür problem yaşamaktadırlar.
Ergenlikle beraber, yukarıda sayılan birçok olumsuz etkinin yanı sıra boşanma
sonrası hayata eleştirel yaklaşan, olumlu düşünemeyen, hedef koyma ve strateji
oluşturmada yetersiz, kişiler arası ilişkilerde sorunlar yaşayan, dürtülerini
kontrol edemeyen, sınırlarını kestiremeyen, savunma mekanizmalarını sık ve
yanlış kullanan, suç işlemeye eğilimli bir kişilik yapısının ortaya çıkması,
oldukça yüksek bir ihtimaldir.
Çocuğun davranış ve gelecek modelleri anne-babalardır. Boşanmış
anne–baba çocuktaki aile olgusunu, modelini olumsuz oluşturmasına neden olur. Fakat
tüm bu olumsuzluklara rağmen eğer anne-baba arasındaki iletişim problemli ise
sürekli o hanede çatışma var ise, öncelikli olarak gerekli destek alınmalıdır. Boşanma
tercihi, uzmanlar için lanetli bir tercih olmayabilir…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder